27 Şubat 2012 Pazartesi

Atlas: İzlerin dokusu

Yasemin Köksal'ın Tuti Edebiyat Dergisi'nde yayımlanan yazısı...


Unutmak ne kolay bir kelime. Bir çırpıda söyleniyor. Takılmadan, kekelemeden hemen çıkıveriyor ağızdan... Oysa iş eylemi yapmaya geldiğinde, seneler almıyor; senelerce iz bırakıyor. Her sene daha çok hatırlıyorsunuz sanki... Bir koku, bir ses ya da bir yüz... Unutmamaya yeminli gibiyiz... Unutulmamaya da. Kim unutulmak ister ki. İşte Okan Cem Çırakoğlu, Atlas’ta topladığı öyküleriyle unutulmayan izlerin derinliklerinde yolculuğa davet ediyor okuru. Atlas haritalar yığını; sizse bir yolcu... Belki bir iz âşığı olursunuz belki de izlerin fotoğrafı. Otel odasına giren bir kat görevlisi olursunuz bazen. Çizgiler görürsünüz; unutulmamak adına çizilmiş çizgiler. Yazarın da belirttiği gibi: “ Sanki bugünü ve geçmişi birbirine karıştıran bir fotoğraf hilesi gibi o çizgiler”. İzlerin izinden kurtulmak... Mümkün mü? İşte bu soruya bir cevap arar Atlas. Oysa cevabı daha ilk sayfasından hissettirilir: “Ama güneş bir anda batmıyor geceye”.

İzler... Eser, bir kadının içinden, kadına dair bir kimliğe bürünen bir erkeğin hayatın izlerinde geçen yolculuğundan bahseder. Bu izler, kimi zaman belleğin belası kokulardan ibaretken; kimi zaman da her notasının hakkını vererek oluşturulduğuna inanılan Ferahfeza Peşrev olur. İzlerin ardındaki gizeme yolculuk gibidir Atlas. Okur, bu yolculuğun ardını her öykünün bitiminde gördüm sansa da; bir diğer öyküde yolculuğun devam ettiğini anlar. Her öykü yeni bir başlangıç yaratır belleklerimizde. Günlük hayatımızda sıra dışı gibi görünen bir olgu, Atlas’da yepyeni bir dünya olur. Aynada gördüğünüz suret, o suret olmaktan çıkar adeta. Ölüm gibi bilinen bir gerçek, gerçekçiliğinin aynasını kırar. O, yeniden yaratılır ve adeta “Herkes bir gün ölür” demekten başka çare bırakmaz.

Eserde ”Öteden” ve “Beriden” başlıkları altında sıralanan öykülerde sıra dışı olaylar, bütün doğallığı ile sizi karşılar. Bunlar size çok yakın veya çok uzak olabilir. Tanıdık ve yabancı, sıradan ve doğal. Eseri farklı kılan anahtar kelimeler bunlar olsa gerek.

Hayatınızda birçok kez bakınca kendi suretinizi gördüğünüz insanlarla karşılaşırsınız. Farkında olmadan ruhlarınız aynı şarkıyı mırıldanır; bilmezsiniz. Yazar, bunu havanın birden fırtınaya dönmesine benzetir ve bunu bir türlü kestiremeyeceğimizin de altını çizer. Bu belirsizliğin kişinin hayatında yaşadığı hüzünlerinde, çelişkilerinde ve kararsızlıklarında görüldüğü de muhtemeldir. Bunlar insana özgüdür. İşte bu insana özgülük umut ve düşle harmanlanarak sofranıza sunulur. Zamanın donmuş kıvrımlarından dokunmuş bir Atlas. Her sayfada size yeni keşifler vadeden bir kaptan... Peki siz, insanların iki güneşi bir arada gördüğüne inanan bir duygu tünelinden geçmeye hazır mısınız? 


[Köksal, Y. (2012). Atlas: İzlerin dokusu. Tuti Edebiyat Dergisi, Yıl:2, sayı:8, sf. 89.]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı en kısa sürede yayınlayacağım. Kayıtsız kullanıcılar yorumlarını "Anonim" olarak gönderebilirler. İsimsiz mesajları yayınlamıyorum.